ah biraz daha cesaret..

bir hafta ileriye adım atıyorum sonraki hafta geriye,
hala aynı yerdeyim..

çok sık  acı çekmemin  sebebi,   çok kolay hayal kurmamdan  kaynaklanıyor sanırım.   hemen kendi kafama göre bir dünya çiziyorum ve başlıyorum orada yaşamaya.  aslında hep mutlu olmuyorum bu dünyamda     her türlü duyguyu yaşıyorum, gerçekmiş gibi.
“gerçekmiş gibi.   gibi!    yani hayal, gerçek değilki”    kısa bir süre sonra duyuyorum bunu,   hiçbir karşılık beklemeden hatta onlara bile sormadan  bu dünyama dahil ettiklerimden. 
Neden esnek olamıyorlarki? çok mu mutlular sanki gerçek dünyada da               benimkini bozuyorlar!

Yok, hayır.
Sorun benim hayallerimde veya kolay hayal kurabilen karakterimde değil.Sorun hep onlarda, yanlış  seçimlerimde…

Ey beni çılgın eden: benden bu kaçış hali nedir?

Niye sormazsınki, bu çılgın gönlümün ahvali nedir?

                        .

                        .

                        .

Halimi bilmediğin için bana açmıyorsan, anlarım;

Ya halimi bilip de kasten bilmezden gelmek nedir?

                        .

                        .

                        .

O peri yüzlü, ben rüsvaya hiç etmez iltifat…

Ey Fuzuli! Bilmem ki, ben rüsvanın sucu nedir?

daha yeni anladım, kahretsin-bunun yüzünden ne kadar da çok strese giriyordum.  Akıl da, Allahın istediği kişilere verdiği bir nimetmiş. Ben ise yıllarca     karşımdaki insanlar düşüncesizlik  yaptıkca kudurdum-kızdım,    onlar devam ettikce  geceleri  “ya nasıl olur da insanlar bu kadar ahmak olur, illa başkalarının mı onların yerine düşünmesi gerekir…” diye kendi kendime konuşmaktan     yatamadım.      Meğerse Allah,    serveti  istediğine   olmayanlarla paylaşsın diye fazla verdiği gibi     aklı da   istediğine fazladan veriyormuş -olmayanlara yardımcı olsun diye- 
artık daha rahatım, kimseye kızmıyorum.
aptallara da müjde,   öfkemden emin olabilirsiniz artık…

hayır,  herşey bitmedi…”

 ”Bütün gerekli olan, biraz cesaret.
   Acı ne kadar ortaya çıkar ve kesinleşirse, yaşama içgüdüsü
 o kadar ağır basıyor ve intihar düşüncesi zayıflıyor.
   Kolay sanmıştım ilk düşündüğümde.Zayıf kadınlar yapmıştı
bu işi. Alçakgönüllülük istiyor, kendini beğenmişlik değil.

    Tiksiniyorum bütün bunlardan.
     Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım. “

 Cesar Pavese’in  son cümleleri,  ‘Yaşama Uğraşı’ adlı,  damağımda inanılmaz bir lezzet bırakan kitabını tekrar bitirdim.  Şimdi ise  Bertolt Brecht’e devam ediyorum. Bakalım o da Pavese kadar essiz bir günlük yazabilmiş mi,  ilk cümleleri  çok hoş başladı devamını merakla bekliyorum. 
     Yeni bir kitaba başlarken onu uzun süre hiç açmadan ellerimin arasında tutup izlemek hatta okşamak neden bu kadar hoşuma gidiyor ?    Birşeyi yaşamadan önce onun hayalini kurmak acaba daha mı cazip geliyor bana?  

  Kadınlar ve kitaplar.  Bazen ikisi de  aynı geliyor bana,  kitaplara davrandığım gibi davranıyorum onlara da.  Açıp okumadan önce-onun bana söyleyeceği ilk cümlelerden önce-  içerisinde neler yazılmış olabileceğini  düşünmek, onun bana anlatacaklarından ziyade  neler anlatabileceğini hayal etmek..    ikisinde de beni mutlu eden anlar, davranışlar  hep aynı.   İkisini de okumayı seviyorum…  okumaya benim başlamamı seviyorum.   okumaya başladıktan sonra onun  beni sürüklemesini,  kontrolün benim elimde olduğunu zannettiğim anlarda    ‘nokta’sıyla beni durdurup,  ’ve’ siyle beni istediği kelimeye bağlamasını seviyorum…   Tek sorun,   gittiğimde birden fazla kitap almam ve aynı anda 3-4 kitabı  okumayı sevmem. 

**ileride bu konuyu daha güzel bir şekilde tekrar ele alacağım- şuan yerim dar, oynayamıyorum**

yalnız olduğunu hissettiğin zaman benim ağzımdan yazmak hoşuna gidiyor. Demek ki benim hayatta kalabilmem için senin    yalnız kalmaya devam etmen gerekiyor.  Ya senin mutluluğun için ben yada benim için sen, birimiz kendimizi feda edeceğiz.  bakalım…

Elhamdulillah bu ara hiç bir sıkıntın yok, arada bir bunu sorguluyorsun ama;         acaba  O  seni kendisinden uzak tutmak istediği  için mi    sıkıntısız günlerin oluyor,    kendisinden  uzak durmanı istediği  için mi sana sıkıntı vermiyor ve seni eğlencelere, sefalara daldırıyor              yoksa   gerçekten yorulduğunda,     sana  cennette vermek üzere  vaad ettiği(i.a) nimetlerden birkaç parça mı ihsan ediyor?

 şimdi uyuman gerekiyor…

İsterse ger(eğer) kalbin safa
Zikreyle Hakk’ı daima
Bimar(hasta) olan bulur safa
Timar(tedavi)-ı zikrullah ile.”

bakalım kimler anlayabilecek bunu : )
bimarlar belki…
 

İlk blogumdaki    ilk yorumun sahibi   ’saliha.wordpress.com’  un   yazarına   teşekkürlerimi  sunuyorum.